Işık bedenleriz, ruhsal varlıklarız. Bendeniz de belli süreçlerden geçtim. İlk başlarda rehber arıyorsun, gruplarla çalışayım, rehberlerle çalışayım, şu sistemi, şu tekniği öğreneyim diyorsun ve ruhsal olarak ilerleyeyim, uyanayım, yükseleyim diyorsun. Şifayı, ilerlemeyi başkalarında, aslında dışarıda arıyorsun. Sistemin, rehberin ta kendisi sensin. Bu noktaya geldiğinde off müthiş his. Zaten sende olan ışık bedeni aktive ettiğinde ve ilerlediğinde aa diyorsun, ne tekniği, ne sistemi, ne rehberi, ne mekanı, ne yeri, iş sende. İşin özünde ışık bedenini aktive etmek senin için de olan bir enerji, bunun için zihinden çıkıp, kalbe geçiş yapmak gerekiyor. Tabii en önce tüm yargılarından arınman gerekiyor. Zihin yargılar, kalp yargılamaz. Kalbi açmak, kalp aklını çalıştırmak gerekiyor. Buna başından farkına varsak belki de başkalarına ya da başka şeylere ihtiyaç duymayız. Çünkü mesele aslında tam da içimizde. Kaynağa bağlantını farketmeye, idrak etmeye başlıyorsun. İçinden yani kaynaktan, kaynaktan yani içinden beslenmeye başlıyorsun. İnsani normal haller tabii, geçiliyor o yollardan. Işık bedenin aktive oldukça zaten bunu fark ediyorsun, senin asıl rehberinin kendin olduğunu, kendi kendine ruhsalını geliştirebileceğini, ışık bedenini daha da aktive edebileceğini anlamaya, öğrenmeye başlıyorsun. Egodan, yargıdan arınmış. O zaman insanları, olayları, dünyayı, kendini açık, net algılıyorsun, sansürsüz, görünenin arkasındakini yargısız izliyorsun. İzleyici oluyorsun. Bu frekansa geldiğinde karanlık taraf seni etkileyemiyor. Bu bir saf bilinç düzeyi, koşulsuz sevgi hali (yani adil, güvenilir, asil, akıllı, fayda odaklı bir duruş, oluş) Huzur ve farkındalık düzeyi. Aydınlık, ışık taraf. Korku, kaygı, öfke, rekabet, yarış, mücadele, arayış, boşluk, yargı, ego, suçlamak, eksiklik vb hisler düşük frekansta kalır. Karanlık taraf. Karanlık tarafta olanlar, canlı, cansız, eşya, insan vb şeyler senin izlediğin film oluyor sadece. Kollektiften etkilenip düşüp çıktıkça, bir süre sonra özel hayatına, kendine, insanlara, ilişkilere, ülke, dünya olaylarına tepkini izledikçe, bu azalır ve zamanla yok olur. Ve bu enerji, geldiğin bu frekans kollektifi de olumlu etkiler. Henüz tam olmasam da ciddi yüksek bir düzeye kavuşmanın ferahlığı var. Örneğin bugünlerde belli zamandır süregelen yaşadığım birkaç olayla mesela kendimi izledim ve bu yazıyı yazdım, birkaç basamak daha ışıdım hissindeyim. İster istemez düşük frekans ortamlarda ve insanlarla bulunmak durumunda kaldım, telefon trafiği, hiç takip etmem bir olayı takip ettim, bazı düşük frekans paylaşımlar derken, o arada da meditasyon ve uykuma, beslenmeme de özenemedim, birkaç da kendimi ifade ettim biraz sıkkın, aaa baktım düşüyorum. Bir baş ağrısı, bir çıkarma olayı yaşadım dostlar, afedersiniz peh, haaa dedim dur Dilara. Olabilir insanlık hali, ama kendini izle ve hemen bırak. Yüksek alanına hemen çık. Frekansın bu değil karanlığı sevindirme. Burası şakayla karışık, konumuz karanlık değil, bizi ilgilendirmez, biz ışığız, konumuz ışık. Karanlık insan, olay tamam, sen tarafını bil, tepkiyi bırak, kendine bak, faydaya, ışığa bak. Alanını koru, alanım negatife kapalı, bitti. Seçimim ışık. Bırakışla, bahsettiğim bakışla, duruş, oluş haline geçiş. Müthiş his. Merkezinde kal, sakinliğini, dinginliğini koru, içsel dengeni koru ki bağlantını fark et, hisset, ışı. Düşük frekans insanı, olayı, ortamı gördün, izle ve bırak, sen merkezinde kal. (Bunları hepimize, kendime de söylüyorum.) Örneğin hırs, kıskançlık, öfke, taşkınlık, boşluk vb, kötü olaylar tırnak içinde gördün, izle, yapman gereken varsa, kontrolünde ise halledebileceğin bir şey ise hallet ve bırak, değil ise direkt bırak. Alanını, sınırını koru. Sabah ve gece, kesin, adına meditasyon, nefes, şu bu ne dersen, sus, dur, bırak, bunu yap. Kaynağa bağlanmayı niyet et, zaten bağlıyız, sadece bunu içinde aktive et, ışıt. Bu gerçekleştiğinde o titreşimi bir şekilde kesin hissedersin. Zamanla doğal, gündelik halinde de bu halin içinde olabiliyorsun. Deneyimlemiş biri olarak bu net ve somut bir şey. Soyut değil. Evet bu hakikatin somut var oluşu. Sen busun. Bu muyum? Busun.
Bu potansiyel herkesde var. Yeter ki niyet et, başla. Açığa çıkar. İçini arındırdıkça, temizledikçe hırstan, mücadeleden, rekabetten, kıyastan, korku, kaygıdan vb tüm negatiften bağlantının farkındalığı artar ve bu dünyadaki, kollektifteki negatifi de temizler.
Haydi bebüşlerim aşk ile…
Dilara Bolay Koç
