Hayat durmakmış meğer “aslı”nda.
Sanırım ilkokul, şimdilerde ana okulundan başlıyor; koşmak, yarışmak, 7 büyük günahın kodları, negatif duygular, düşünceler, pozitif sanrısında duygular, düşünceler, aşırı, abartı, şov, göstermek, kıyaslamalar, konumlar, statüler, okul, iş, dış görünüm, konuşmak konuşmak konuşmak, şekiller, koşullar, her şeye, kişiye, olaya anlam yüklemeler… Anlam yüklemeler, adı üstünde “yük”lemeymiş.
Denge sadece. Dengede, sakin neşeli, keyifli bir hal aslında hayat. Sevgi, sevinç, huzur dediğimiz şeyler duygu, düşünce ötesi, bir oluş. Koşulsuz, şekilsiz, hal.
Ve bıraktığında, durduğunda, teslim olduğunda, sakin tatlı, herhangi bir “negatifi” gönderip, varlığı var ettiğini bilmek. Sadece bu hale geçerek, evet, tam da bu, bu hal ile sanrıyı, illüzyonu görüp, asıl, ışığın varlık olduğunu görmek ve onu var etmek. Hakikate kavuşmak.
Yani: Varoluş, oluşmuş sadece, olmak, oluş.
Susmak, durmak, olmakmış varoluş.
Evet müthiş keyifli. Hafif, beklentisiz, koşulsuz. Müthiş şık.
Dilara Bolay Koç
