Her şeyin kalpte yazılı olduğunu fark ettiğinde…
Kendini nefesine bırakıp, gözlerini kapatıp, kalbinin açıldığını hissettiğinde…
Bilgiler, hakikat sana akıyor.
Öze yolculuğa çıkmak… Yol kalbini açarsan açılır. Aksi halde yaşıyor sanarsın, evet sadece bir sanrı. Kalbini açmak, asıl olan yola seni yönlendirir.
Kendini, hayatı kalbinle okumaya başladığında:
Her şeyin ve herkesin hiç bir şey ve hiç kimse, hiç bir şeyin ve hiç kimsenin her şey ve herkes olduğunun idraki enteresan bir “süreç”.
Evet bu bir süreç. Sanırım göçene kadar. Anın farkındalığı, teslimiyet, teslimiyetin saf sevgi ve ışık ötesi niyetini koyduğunda; kalp farkındalığın ortaya çıkıyor ve tüm bilgiyi, varoluşu orada hissetmeye başlıyorsun. Kendinin saf aşk, saf sevgi oluşunu hatırlıyorsun. Müthiş ışıklı bir şey. Ha dünyevide, dünyadaki insanla zorlandığın anlar oluyor, en dibindekilerle bile, yahu diyorsun yüksel artık be, bununla birlikte aslında sana ait olmayan bu duyguları hemen anında duygularını yerine iade ediyor, yoluna devam ediyorsun. Süreç, yol aşk, ışk, ışık dolu.
Ayyy sizi çoook seviyorumm demek geçti şu an içimden. Yol arkadaşlarım, yoldaşlarım, her frekanstakiler, beni bu saf sevgiye, saf aşka, öze yola koyan, yolda müthiş ilerlememe yardımcı olan öz, yol, his habercilerim. Sizi gidiler. Öperim frekanslarınızdan. :)) Güzel bir gün olsun.
Dilara Bolay Koç
