Dilara Bolay Koç

Dilara’nın Kaleminden

Asil ol

Asil ol

Şöylesi bir psikolojideyim;

-Herkes işini layığıyla yapmalı, 

-herkes kendine gelmeli

-herkes kendini bulmak yolculuğunda, acısını yaşarken bile, insani değerlerini gözeterek, özündeki tatlığıyla davranmalı

-herkes artık düşük frekans her an acı, her an yergi, yargı, kaygı, kavga, hırs, ilişkiler, eller havayalardan… öğreti, bilgi, bilgelik yoluna geçmeli… kaliteli müzik, kaliteli ruhsal ve fiziksel beslenmek, öze yolculuğa çıkmalı ve “karşılıklı” ve dünyaya da katkısı olan,  arkadaşlık, dostluk, aile, insan ilişkilerine özen göstermeli

-herkes önce bir kendine özenmeli, sonra arkadaşına vb özenmeli

-herkes herkesin hizmetçisi, kurtarıcısı, kölesi, hep ona ve onun için çalışanı, poh pohlayanı, destekleyeni, varını, varlığını, zamanını anını her an sadece ona aktaran değil… tüm hayat tek bir kişiye ya da belli kişilere adanmamalı… kendisi ve diğer dengesi kurulmalı ve korunmalı

-herkes üretken, yapıcı, sevgide, saygıda, en önce kendinde olmalı. 

-Kendinde olmak, idrakte olmanın en temel yolu

Herkes idrakte olmalı

-artık bu kadar bilgi, kaynak, kitap, doğa, şu bu varken düşük frekansa tahammülümün azaldığı dönemlerden geçiyorum. 

Sürekli söylenenlere, para para para diye kendini kaybedenlere, üretmeden üstelik, parayla insanı ve hayatı değerlendirenlere, üretmeyenlere, aksine kendini, herkesi, her şeyi, hayatı, zamanı, anı tüketenlere, işlerini her sektör, her meslek, her insan için işlerini layığıyla yapmayanlara, ya da işini ve kendini fazla önemseyenlere ya da küçük görenlere (ince bir çizgi var burada), ruhsal, maddi seni sömürenlere, sömürmek modunda olanlara, kendini bir şey zannedenlere, kendini negatif değerlendirenlere (bu 2 sinde ince bir çizgi, nüans var), sahip olduklarından gram farkında olmayanlara, haksızlıklara, adaletsizliklere, çirkinliklere, negatifliklere mini nokta hayatlarımızda bile duruş sergilemeyenlere, küçüğün büyüğünü bilmemesine, hadsizliğine, genel olarak hadsizliklere, hadsizlere, 

şımarıklara, saygısızlara, aklı olup akılsız davrananlara, doğayı, sokağı kirletenlere, suçlayıcılara, kıskançlara, şükretmeyi bilmeyenlere, hep sen suçlusun, hep ben haklıyımcılara, sevgi bekleyip sevgiden bi’haber olanlara… 

ayyy ne bilim düşük frekans hallere tahammülüm oldukça azaldı. Kendimi sakinliğe, makulluğa, teslimiyete, huzura açıyorum ve bunlar için ihtiyacımız olan saf sevgi ve ışık enerjiler bana ve dünyaya aksın. Bunlarda adalet, asalet, iyilik, güzellik, şıklık, ışık yok. Artık gelişmiş, geliştiren, doğa, ülke, dünya olayları konuşulmalı, kendini, karşısındakini, dünyayı geliştirmek odaklı olmalı, bunlarla ilgili konuşulmalı. Sanatın, kültürün, kitabın, müziğin, tiyatronun, sinemanın, dansın, eğlencenin, sohbetlerin kalitesi yükselmeli, yüksek kalitelisi tercih edilmeli ve yapılmalı, üretilmeli. Konular bunlar olmalı. İnsanlığımızı, insanlığı nasıl iyileştirebiliriz, geliştirebiliriz bunlar olmalı konularımız. Bunların dışındaki muhabbetler beni iter oldu. Elimde olmadan ayrışıyorum. İdraksizlik, halsizlikler, “hal”sizlikler beni yoruyor. Artık dünyanın öğreti, öğrenmek sahnesi olduğunu, sezgilerimizi, spiritüel tarafımızı geliştirmenin bizi asil, dengede, güzel, mutlu kılacağını fark etmemizin anı geldi. Bunu “anda” yapmayana tahammülüm azaldı. Çünkü artık idrak etmenin, kendini, hayatı, varoluşu, insanı, ruhu…fark etmenin anı geldi. Bu anı yakalamamız şart. Yakalamıyorsan beni aşağı çekmeye, yolumdan çıkarmaya ve dünyayı etkilemeye hakkın yok. Çekil dostum! Yola gireceksen, anda asalete, dengeye, güzelliğe, şifaya, şifaya aracılık etmeye, kendine ve dünyaya katkıya, teslimiyete, saf sevgiye, özgür birliğe kendini açacaksan buyur. Ben Mevlana değilim Dilara’yım. Kendime, öze yolculuktayım. Kendime de, sana da, dünyaya da katkım olsun, sevgim aksın niyetindeyim. Bu da senin de katkınla, adımınla, anda ışığa geçişinle, yola çıkışınla olur. Değil ise sen cebelleşmene devam et, biz yola çıkanlar en asgarideki kazancımız iç huzuruyla kalan ömrümüzü varoluşun, öz yolculuğunun coşkusuyla geçiririz. Sen bildiğinin sınırıyla yaşa. Yani “egonla”. (Yukarda saydığım tüm negatiflikler sağlıksız egodur.) Biz de kendi bildiğimizin, sonsuz bilinmezliğini de bilerek, yolun keyfini sürerek yaşarız. 

Dilara Bolay Koç 

Etiketler :
Paylaş :

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Dilara Bolay Koç

Çok değerli okuyucularım, Yayımlanan kitaplarımın yanında, yazılarımı güncel olarak sizinle paylaşacağım. Yaşama dair gözlemlerimi, neşemi, coşkumu, hüznümü, duygularımı ve düşüncelerimi sizinle paylaşma fikri beni halen çok heyecanlandırıyor. Aklımda, içimde kalmasın, sizinle paylaşayım, rahatlayayım istiyorum; buradan sohbet edelim istiyorum. Sevgiyle, huzurla, neşeyle, ışıkla…

Son Yazılar