Dilara Bolay Koç

Dilara’nın Kaleminden

Rol

Rol

Acıdan, şikayetten beslenmek…

Başkasını bıraktık, kendi kendisine ve çevresine sürekli vesvese etmek…Tembellik, atalet içinde…Aileden, eşden, arkadaştan geçinmek, her şeyin önüne, hayatına sunulmasına alışmış olmak…Neredeyse nefesinin bile sorumluluğunu almayacak modda, yaşamı için gerekmese, onu da sen benim yerime al diyecek, o derece. En büyük dert onun, en büyük acıyı o yaşamış hissinde, hatta bu hakiki bir his değil, sanrısında. En şanssız, en kazık yiyen, hayatı en zor olan, en aldatılan o sanrısı… Ve mutsuz, düşük mod, enerji düşük… Mantıklı, akılcı, gerçekçi yaklaşımlara bu laflara tokum, bunlar hikaye, boş ve boşa konuşuluyor, en doğrusunu ben bilirim ruh hali. Kurban rolü…Bundan besleniyor.

Herkes ve dünya ona hizmet etmeli, herkes ve dünya ona aşık, onu seven, o hiç bir şey yapmadan her şeye sahip olmalı arzu hali. Bu bir döngü. Bu döngüde gizliden, altta yatan; bazı 7 büyük günahtan da meseleler, tembellik, şımarıklık, ego, kibir, kompleks, zorbalık, mobbing, eziklik ya da böbürlenmek vb haller de var. Korkular, yetersizlik hissi, değersizlik hisleri de var bir yandan. Sevilmek, ilgi çekmek, ilgilenilmek, önemsenmek ihtiyacı da var. Bunlar olurken de hiç bir şey yapmayayım, seçimlerimin, yapış edişimin, duruşumun sorumluluğunu almayayım ama her şey ve herkes bana konfor, rahatlık, aşk, iş, imkanlar vb sağlasın da var. Baş edemediğinde, hemen bahanelere sarılmak, ben bilirimlere sarılmak var. Çözümlere; hep bahanelerle, çürütmek odaklı, egoyla, kızgınlıkla, küçümsemek tavrıyla, yarım bilgi, algıyla yaklaşmak eğilimi var. Bunu da alışkanlık haline getirmek…Yenildim, yaralıyım havaları. Bundan beslenmek. Filozofik bir statüymüş sanrısı, hali, artistliği…Ya da büyüklük, bencillik, şımarıklık hali, ben ben ben… Kendisini küçültmek, kendi ve çevresinin frekansını düşürmeyi kendinde hak görmek??? Üzgünüm öyle bir hak yoook. ????‍♀️????☺️

Tüm bu bahsettiklerimde, bu rolden sıyrılıp, pırıl pırıl olmak için çözümler de yatıyor aslında. Hepsinin birer sanrı olduğunu, akılsızlık olduğunu, hakiki olmadığını görmek için mini bir akıllılık hali yetiyor. Kendine ve dünyaya, bu kadar sığ bir alandan bakmayı kendine yakıştırmak? Aslında az da komedi bir durum. Akıldan uzak bir hal. Neleri yapmayacaksın? Problemin dışarda değil sende olduğunu gördüğümüze göre,  çözüm de dışarda aramayacaksın. Ve odağın problemde değil, çözümde olacak. Hiç kimse ve şeyle kendini ve hayatını kıyaslamayacaksın. Kendini ve başkasını yargıyı bırakacaksın. Genellemelere son vereceksin. Kendini ve başkasını suçlamayı bırakacaksın. Pasif agresif, pasif öfkeli, pasif saldırgan.. gibi içten içe kendini ve başkasını yemeyi bırakacaksın. Onaylanmak ihtiyacını, beklentilerini bırakacaksın. Yapılması gerekenleri yapıp, kendini akışa ve ana bırakacaksın. İçinden ve dışından söylenmelerini, şikayetlerini bırakacaksın. Bunların yerini, akılcı, akıllı, kalp aklıyla söz, yapış edişler, duruş alacak. Manipülasyonlara ayık olacaksın. Kendinde manipülatif olmayacaksın. Negatifle boğulmaları ve boğmaları bırakacaksın. Zaten kurban rolünü üstlenerek, meselenin tümüyle manipülatifsin. ????‍♀️☺️ Herkes bir yere kadar seni idare eder. Sorumluluklarını alacaksın. Kendinin ve hayatının. Şükür ve minnettarlıkla, kalp aklınla ışıl ışıl olmayı seçmenin müthişliğiyle dolanmayı tercih etmek? 

Dilara Bolay Koç

Etiketler :
Paylaş :

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Dilara Bolay Koç

Çok değerli okuyucularım, Yayımlanan kitaplarımın yanında, yazılarımı güncel olarak sizinle paylaşacağım. Yaşama dair gözlemlerimi, neşemi, coşkumu, hüznümü, duygularımı ve düşüncelerimi sizinle paylaşma fikri beni halen çok heyecanlandırıyor. Aklımda, içimde kalmasın, sizinle paylaşayım, rahatlayayım istiyorum; buradan sohbet edelim istiyorum. Sevgiyle, huzurla, neşeyle, ışıkla…

Son Yazılar