İşler, tırnak içinde, ters gittiğinde, neden tırnak içinde? Çünkü işler hep yolunda ki. Her işte bir hayır vardır. Olan her şey hayrına. Bu sözler boşa sarf edilmemiş. Sana ya da karşı tarafa ters gelen durumlar, fikir ayrılıkları, anlaşmazlıklar olduğunda… Ve/veya bir şeyler hoşuna gitmediğinde, duyguna dokunduğunda…Aklına yatmadığında… Oldum olası ifade ederim. Niyetim tabii ki hep temizdi ve hep temiz. Kalbim, aklım hep dönemindeki “bazı kişilerin ve durumların” önünde ilerledi, ilerliyor. Bu yüzden de yer yer anlaşılmamak veya yanlış anlaşılmak meselesi yaşadım, azalan seviyede hala yaşıyorum. Benim gibi bu durumu yaşayanların da, bunu yaşamamızın sebebi, idrak! Ve onun temelinde de frekans, titreşim hali yatıyor. Titreşimleri, duyularımızla algılayabileceğimiz şekilde indirgenen enerjiye madde denir. Demiş Einstein Olaya bakın; diyor ki, duyularınla algıladığın kadarı düşük frekansta, madde de o frekans seviyesindeki titreşim halindeki enerji. Ayyyhh dostum yaaa. Acaba çaktın mı meseleyi?
1-Madde diye bir şey yok 2-“hakikati” başka/yok olan meseleye tutunuyorsun. Örneğin para, örneğin eşya, kıyafet, yat, kat…. Bu konuya ayrıca başka yazımda değinedeğim. Tamam bunu bedenle deneyimleye de geldik tamam da…diyerek bu kısmı bu yazı için atlayayım.
Şuraya döneyim; duygunu, düşünceni, görünü ifade etmek! Genelde maddesel, nesnel frekansı yüksek, süptil asıl yüksek olması gereken frekansı, ben buna “hakikat, idrak frekansı” diyorum, düşük ise, meseleyi kişiselleştirir, seni suçlamaya gider, içinde bir hırs, öfke, bozulmak, yargılamak vb savaş kılıçları oluşur ve sana onu çeker.
Ve benim ifademle idrak frekansı yükselmedikçe sana eğer öncesinde şeker parçası, her söylediğine, yaptığına alkış, kalp çiçek böcek iken, tu kaka olursun. Bazısı tam küser eder, bazısı diplomatik devam eder vs. Algın yüksekse vaziyetini fark edersin. Kendi adıma, yanlış ya da doğru olduğumun önemi yoktur, bunun için bir iddiam da yoktur. Hiç olmadı, hala yok. Eş zamanlı, eskisi gibi duyguda da değilim, duygu ve düşünce ötesi saf sevgi ışık hale yola çıkmışım. Bunun içinde adalet, saygı, kendime ve dünyaya katkı niyeti, 7 büyük günahtan arınmışlık (kıskançlık, öfke, aç gözlülük, kibir vb) var. Saf sevgi ve ışığı çoğu yazımda aşağı yukarı tariflemeye çalıştım. Bu bir duygu, düşünce değil, “hal”. Yani bir konu, durum, olay hakkında kendini ifade ederken, duygudan, düşünceden tamam bahsedersin, eş zamanlı ve asıl bunun üzerine çıkar, üst perspektiften bakışla meseleyi ifade edersin. Ve odağın, hedefin, “hakikattir”. Hakikatle, kendine ve dünyaya faydadır, katkıdır. Meselede saf sevgi ve ışığa aykırı, bunun dışında bir hal görürsen, ifade etmek ihtiyacı duyarsın ve ifade ettiğin şey de budur.
Bunu algılamak, anlamak, fark etmek, idrak etmek, özümsemek belli seviye üstü nesnel frekanstan düşmüş, süptil, hakiki, idrak frekansında yükseliş gerektirir. Nesnel frekanslarda dolaştığını şöyle anlarsın? Sor dostum. Yargılıyor musun? İçten içe bozuldun, kızdın mı? Hakiki, doğal, gerçek mi O kişiye davranışların, tutumun? En az 1 negatif duygun var mı? Gibi gibi. Olması gereken hal şu: olanı gördün, izledin, duyguda değilsin, duygu ötesinde çünkü saf sevgi ışık, kendin ve dünyaya fayda niyetiyle ifade ettin. Bunu yaparken atlamayayım, en önemli konulardan biri de, KALP AKLINI, KALP MANTIĞINI kullanıyorsun. Ne dedik daha önce, aklın, mantığın, hakikatin asıl ışığı, asıl bilgisi, görüsü kalbinde. Kalp aklı kişiselleştirmez. Hiç bir konu kişisel değildir. Beyin, zihin oyunudur kişiselleştirmek. Kendini ve dünyayı geliştirmek, iyileştirmek içindir, her konu!!! Kalp aklı, kalp mantığı da kendin ve dünyanın iyiliği için bilgileri bulundurur, alır ve ışır, ışıtır. Severim beyninizi, yönetin onu. Severim kalbinizi, yönetimdeki ışık odur.
Dilara Koç
Dilara’nın Kaleminden
İdrak frekansı
dilarakoc
30 Kasım 2023
