Dilara Bolay Koç

Dilara’nın Kaleminden

Duygu, düşünce ötesi…Hakikat

Duygu, düşünce ötesi…Hakikat

Duygu, düşünce ötesine, ilerisine, bir nev’i, başka tabirle, idrake yükseldiğinde, şikayeti, söylenmeyi, yargıyı bırakırsın. Duygularla, düşüncelerle yoğrulmuş alışkanlıklarımız var.

Dolayısıyla yaşamı, kendimizi, insanları, olanları, şehrimizi, ülkemizi vb şikayetlerle karşılıyoruz. Dolayısıyla da çözüme gidemiyoruz. Şikayetçilik ve söylenen bir profille, çok da beğeni/like, takip, takdir vb alıyoruz. Çünkü idrak; kötüyü yargılamak değildir, günümüzde  toplum, gördüğünü zannetmek seviyesinde olduğu için, idraksiz bir yargı içinde olduğu için senin söylenmeni, negatifini, şikayetini alkışlayanın da oluyor.

Tuvalete bile tek gitmeyen, gidemeyen bir toplumdan bahsediyoruz bugün. Yalnız kalamayan, yalnızlık hissinde olan, yalnız kalacağım korku, kaygısında olan, yalnızlığı kötü bir şey sanan. İyiyi, her an ve/veya sık kafe, restoran, gezmek, en az 1 kişiyle her gün konuşmak, görüşmek olarak nitelendiren bir toplum.

Yalnız kalmayayım diye hakiki olmayan ilişkiler içerisinde, sosyal olmalıyım, sevgilim olmalı gibi hep bir arayış içinde olan. Bir yandan da farkında olmadan, tüm bu durumdan yorulan ve ruhsal düşüşte olan. Şu an herkes şikayetçi, şehrinden, ülkeden, dünyadan, haklılarda. Bununla birlikte; ilk başta yazdığım gibi, idrake geçmeli, üst perspektiften bakmaya başlamalısın.

Çözebileceğin şeyleri çözüp, çözemeyeceklerin için kendini gözetip, izlemede kalmalısın. Ve söylenmek, tüketmek yerine, sevgili, cinsellik, yemek içmek, gezmek, eğlenmek, para, statü dertleri gibi alt seviye, ast perspektif meseleler seviyesinden yükselerek işe başlamalısın. Şikayet ve söylenmek hiç bir şey öğretmez, geliştirmez ve çözmez. Aksilerini yapar, geriletir, düşürür. Üretime, yaratıma, yükselmeye geçişinle, asıl yaşamaya başlarsın.

Çözüm üretemiyorsan, örneğin şehrin, ülken için, kendin ve frekansın için bir şeyler yapmalısın. En asgaride, söylenmek, yermek, yargılamak, şikayet etmeyi bırakmayla işe başlayabilirsin. Çünkü bu çözümsüzlük. Ve aslında akılsızlık. Aklını kullanmayan söylenip durur. Aklını kullanan görür, söyler söylemez, ilerler.  Becerin olan en az 1 şey ile kendi ve çevrenin frekansını yükseltmeye çalışmalısın. Hedefin beğeni ve takipçi artışı, takdir edileyim, para, statü vb değil, kendini, dünyanı, dünyayı iyileştirmek olmalı. Söylenmek, şikayet, öfke, yargı; akıl, kalp, frekans seviyesi düşük olanlar için.

Akılsız mısın? Bence akıllı ol, aklını, kalbini aç, çalıştır. Yolunu doğruluğa, iyiliğe yöneltmeye niyet et. Niyetinle attığın tohum, yolunda çiçekler, ağaçlar olarak büyür ve seni alır göklere yükseltir. Duygu, düşünce ötesine, ilerisine geç artık. Bu seviyede; denge, adalet, asalet, güzellik, güç, rahatlık, ferahlık var.

Yalnız olmanın; özgür birliğin, bütünlüğün içinde gücü, iyiliği, aklı var. Asıl eğlence, keyif burada. Dengede. Hakikat burada. Ve hakikatte; hakiki ve daim, coşku ve neşe var. Hepimize bunu hissetmek, yaşamak nasip olsun.

Dilara Bolay Koç

Etiketler :
Paylaş :

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Dilara Bolay Koç

Çok değerli okuyucularım, Yayımlanan kitaplarımın yanında, yazılarımı güncel olarak sizinle paylaşacağım. Yaşama dair gözlemlerimi, neşemi, coşkumu, hüznümü, duygularımı ve düşüncelerimi sizinle paylaşma fikri beni halen çok heyecanlandırıyor. Aklımda, içimde kalmasın, sizinle paylaşayım, rahatlayayım istiyorum; buradan sohbet edelim istiyorum. Sevgiyle, huzurla, neşeyle, ışıkla…

Son Yazılar