Enerjin çok güzel, enerjin yeter, güler yüzlüsün, bu yeter…Oo ceo, patron, toprak zengini, rezidans, waw araban…Enerji, güzellik, para, statü, konum, ünvan…Başarılı, zeki, güzel, zengin, ceo, md, patron, hanımağa, ağa, mercedes, tripleks ev…
En önce neye göre, kime göre? Eee? Bana, sana, dünyaya katkısı?
Şimdi bunlardan en az biri benim ya da ben de var diyelim. Enerjim, gülüyorum, ceoyum, başarılı, zekiyim… ee? seviliyor muyum? Hakikaten mi? Sayılıyor muyum? Çıkarsızca, koşulsuzca ve hakikaten mi? Ve kendine, çevrene, dünyaya katkı?
Bugün iyilik yoluna çıkmak, doğruluk yoluna çıkmak ve dolayısıyla içinin, kalbinin iyi, temiz olması, şefkatli olman, bu konularla, bu hal ile ilgili gelişim odağının, çalışmalarının olması, iyisin daha da iyi olmaya çalışmak, niyetinin hep temiz ve iyi olması ana kriter olması gerekirken enteresan kafalara girmiş durumda toplum. Ve öyle yavan, öyle sanal, öyle yüzeysel, öyle çıkarlara bağlı ki. Burada saf sevgi var mı? Saf saygı, saf güven? Hakiki oluş var mı? Özgür birlik var mı? Hakiki olmayan hiç bir şeyde, “aslen” ve “gerçek” kazanç, coşku, keyif, eğlence, huzur, bolluk, mutluluk olmaz. Uzun vadeli, yaşam boyu olmaz. Sanal ya da geçici haz olur. Sen kimsin? Sen benim için kimsin? sorularının cevabı.(Sen benim kim olduğumu biliyor musun?:)) un cevabı. Öze yola çıkmış, iyi, temiz, şefkatli bir varlığım. Varım çünkü bu yoldayım, çabam bu. Neden? Kendime ve dünyaya katkı için, özgür birlikle hepimizin aynı anda mutluluğu için, hakikaten var olmak, yaşamı tam ve gerçeğiyle hissetmek için…Sadece iyi olmak, şefkat, bunun gelişiminde yol almak kimliğin, “kim”liğin olmalı. Kazanç, mutluluk, hakikat burada.
Her “sen,ben” bu noktaya geldiğimiz anda, dünya ışıyacak.
Dilara Bolay Koç
