Dünyevi olaylara, daha toyken, korku, kaygı, öfke, kızgınlık, tepki, yargı ile yaklaşılıyor. Deneyimleri özümsedikçe ve içsel yolculukta ilerledikçe ilahi referans ile bir “hale” geçiş oluyor. Bir kere dile dikkat ediyorsun, söz duadır meselesinden yola çıkarak. Kendini, duygunu sevgiyle ve açıklıkla ifade ediyorsun içine ve dışarıya. En önemlisi, durup, hissine bakıp, olaydan, kişilerden çıkıyorsun. İlahi referans pıt kalbine bilgiyi, meseleyi akıtıyor.
Özelimde, şehrimde, ülkemde, dünyada olanlarla ilgili şu an ki akan bilgi, his: denge!
Denge şaştı, hepimizde, herkeste, tekrar birey birey dengeye geldikçe, sistem, Allah, Yaradan ne diyorsan, demiyorsan da halleder.
Şu an sınıyor silkeliyor. Herkes kendine bakacak, kendini, arkadaşını, insanları yargılıyor mu, yardımı, desteği, dostluğu, insanlığı hakiki mi, odağında da denge şaşmış mı, oğlun, kızın, karın, kocan, sevgilin, arkadaşın, konumun, statün, sosyalliğin, gösterişin, içe kapanışın, gezmen, paran, işin, görünüşün, bedenin, kıyafetin, alışverişin,… bak işte nerede, kimde, nede dengen şaşmış? Egon, kibirin, haklılık derdin, hırsın, hıncın, dedikodun var mı? Acıyı, korkuyu, nefreti, siniri tutuyor musun içinde? Değer biliyor musun? Karşındakinin de bir hikayesi, özellikleri, değeri olduğunu, birliği görüp, hissediyor musun? Bunu bilerek mi yaşıyorsun ve ilişkilerine, iletişimine, hayatına, dünyaya yansıtıyorsun? Locaların, ön sıraların, ortamların, paranın, statünün illüzyonunda savruluyor musun? Zaten özün, insanlığın bir ışık, bulutların ötesinde, pırıl pırıllığın bolluğunda, zenginliğinde yer alıyor, bu cümlemi ne kadar hissediyorsun kalp aklında? Farkındalığın? Arınmaya, temizlenmeye niyetin? Teslimiyet? An? Velhasıl dostum, silkeliyor. Kendi adına öğretini al, arın, yüksel de süreç bir anda ışısın.
Denge! Dengelen.
Dilara Bolay Koç
