Bildiğim bilmediğim? Bilgi?
Belli bir seviye bilginin ardından, deneyim, idrak, farkındalık derken, bilginin, ahlak, erdem, vicdan, vizyon, görü, insani kalite, asalet, zarafet ve bunları da içeren, kapsayan ve ötesine geçen ışıklı hislere, hallere geçişi oluyor. O zaman tarih, fizik, felsefe vb anlatınları özümseyebiliyor, müziği farklı dinliyorsun, eğlenmeyi bile daha çok ve hakiki “hal ediyorsun”.
O zaman “hakiki bilgi”, yani kalpte yazılı olan his ve titreşimler, biliş ötesini, isimlere, tanımlara, anlatımlara, tekniklere, verilere vb ihtiyaç duymadan, tüm insani, dünyevi ve ruhani dengeyi hal ediyor sende.
O zaman kibir, kompleks, hırs, mücadele iade oluyor.
Ve sanat, zanaat, müzik, resim, melodiler, doğa, insan, canlılar, hava, su, toprak, ateş, coğrafya, bilim, ilim, inanç, beden, zihin, ruh, yaşam… Şekilsiz, tanımsız, isimsiz, koşulsuz, ışıklı ise, ışık ise, temiz, güzel ise, hakikate, hakikatine götürüyor ise seni, bilgi, biliş ötesisin, bunun hissel farkındalığı oluyor.
Her şeyi bildiğini, kendini bir şey, çok şey, çok bilen, kültürlü, okumuş, bilge, iyi, güzel zannedenlere gelsin. Ha hepimiz güzel, bir şey, hiç bir şey, aynı, biricik ve bütünüz, o da ayrı.
Dilara Bolay Koç
