“İnsanlıktan uzak insanlığıma yakın” yazmış kendisine filozof dediğim bir dostum.
Oldukça aynı noktadayım.
Dünya, insan sıkıcı itici geliyor.
Farkındalığım arttıkça farkındalıksızlıklar….
Herkes haklı, iyi, güzel, biliyor…
Bir tuhaf haller.
Herkes Spiritüel, şifacı, üstat, öğretmen, lider, dindar, yönetici, müdür, ceo, hoca, herkes ideal anne, baba, evlat, kardeş, arkadaş, dost….Zengini ayrı, finansal mücadele edeni ayrı…Siyaseti ayrı…
Arkadaşlık, akrabalık, iş, özel tüm ilişkilerde, dünyeviyi, ruhsalı, herkes her şeyi net biliyor.
Dünyevideyiz madem hayattan tam kopmayayım diye azalan sosyalliğim, spritüel, ilahi yolda diyeyim gruplardan çekilişim… Buralarda şekil, şart, koşullar, ego… Ana konumuz koşulsuz sevgi değil miydi?
Şu an ruhani dünyevi dengeye geçişteyim hissindeyim. Bu geçiş sürecinde dünyevi içime sinmediği için bedenim de tepki veriyor.
Bunu dengelemenin, ruhsal bakışla dünyeviyi dengede yaşamanın sindirimindeyim, dünyevi, insan hiç içime sinmese de. Kendimi ifade edişlerim yazılarım hariç oldukça azaldı. İçimde müthiş huzurlu bir sessiz ses.
İnsan komediyi oynuyor, farkındalıksızca. O yüzden haklı, kızgın, gergin, tepkili, sakini oynasa da. Hep bir hesap, plan, tepki, haklılık, iyilik, güzellik mücadelesi. Egoyla, kibirle, farkındalıksızca. Şifacılığı, hocalığı, üstatlığı, uzmanlığı, ibadetini, anne baba evlat arkadaş rolünü, işini, bedenini, ruhunu, zihnini şartlara, şekillere, kalıplara, sanrılara, konuma, statüye, yapışlara, çabaya, hırsa, lafa, söze bağlamış gidiyor. Sürekli seremoniler, şekiller, şartlar, kalıplar, yönergeler, hesaplar… Dostum; inanç, bilim, ilim, bilgi, bilgelik ne? Sen nesin? Net misin? Hiç misin? Çok musun? Yok musun? Görüyor musun? Emin misin? Hissediyor musun? Kesin mi? Kendinle misin? Kendinde misin? Gibiiiii gibi dostum.
Uzun lafın kısası; adı üstüne “koşulsuz” sevgi.
Sadece olmak. “Olmak ya da olmamak işte bütün mesele bu.” Dengelenmek, sindirmek, sakin neşeyle, içsel huzurlu, statüsüz bir netlikle, yargısız bir hal ile…. Son soru istersen sor: aydınlık mısın? Karanlık mı? Soruya yanıtda: Dürüst müsün? Farkındalıkta mısın?
Dilara Bolay Koç

Bir yere varır mı bu sualler ? Bir yerden bizi alır mı, tüm bu geçip gidenler haller ?
Zihinin algıladığı gerçek mi ? Gerçeklik zihinin içinden geçer mi ? Ona dokunabilir miyiz ? Ya da onu tadabilir miyiz ? Nedir bu gerçek olan, çok mu mühim kaybolacakken tüm evren ?
Çok mu mühim kaybolacakken tüm evren ile, dünyevinin akışında bulunmak dengesi.
Sakin içsel bir uyumda kalmak
Sanırım bu. 😇
Katkı için teşekkür ederim
Sevgiyle
Dilara