Dilara Bolay Koç

Dilara’nın Kaleminden

Zihnin ötesi, meditasyon

Zihnin ötesi, meditasyon

Son dönemlerde şükredecek seviyede, yolda ilerlediğimi fark ediyorum. Yolda ilerlerken; herhangi bir sebeple, hayatınıza birileri girip çıkıyor. Ve anlık ya da belli sürelik düşüyorsunuz, frekans ayarlarınızla oynanıyor gibi tarif edeyim. Çok ilginç size öyle şeyler söyleyip, öyle şeyler yapıyorlar ki, siz de bir şeyler yapıyor, o alana girmiş buluyorsunuz kendinizi. Aşmış olduğunuz konularla ilgili aşmamışsınız gibi bir inanç yüklemeleri, sizin kendinizi safça ve güvenle açmanızdan yararlanmalar, söylediklerinizi kullanmalar ya da çarpıtmalar, duygusalınıza duygularınıza dokunmalar, dokundurmalar, dramatizasyon, acitasyon, manipülatif şeyler ve haller vb. Ve burası önemli, geçmişi kullanmalar. Geçmiş meselesi, hepimizin uğraştığı, öyle değil mi? Halbuki geçmiş, geçmiş. Buraya geleceğim. Velhasıl inanıyorsunuz bir an söylenenlere, yapılanlara, halinizi hakiki sanıyorsunuz. Siz de, o kişiler de bilinçli ya da bilinçsiz halde. Velhasıl önemli olan bu alandan bir an evvel çıkıp, kendinizi hatırlamanız, bilmeniz. Bu durumlarda bana en fayda getiren, en güzel soru; bu kişi ve ortamı ne kadar saf sevgi ve ışık, bu iş, bu olay, bu iletişim ne kadar saf sevgi ve ışık? Ya da saf sevgi ve ışık mı? Çünkü saf sevgi ve ışıkta; adalet, hakikilik, tam dürüstlük, bilgelik, çok yönlü bakış, kalp aklı, kalp mantığı, çıkarsızlık, yargısızlık…vardır. Ve buranın altını binlerce kez çiziyorum, an vardır, andasındır. Bunlardan en az birinin aksi varsa uzaklaş ve kendine koş dostum. Ve ve ve burada en önemli şey dostlar ki bu yazımın ana konusu bu; zihin konusu. Siz bu tariflediğim meselede zihindesiniz. Acı, hüsran, ağıt, öfke, kırgınlık, küskünlük, kıtlık, yalnızlık, değersizlik hisleri, bilinçleri, korku, kaygı, travma, depresyon vb bunlar zihnin “yaratımı”, zihnin anlam yüklemeleri, salt analitik zihin bu. Dostum bizim zihnin ötesine geçmemiz gerekiyor, zihnin yöneticisi biz olmamız ve tüm bunların yerine şükür, minnet, neşe, özgürlüğü koymamız gerekiyor. Bilinç altını görmeniz, onu kalp aklı ile görmek, bunu yapmamız gerekiyor. Ve “saf bilinç” haline, şuurlu hale gelmemiz gerekiyor. Bunun için size meditasyonu önereceğim. Ondan önce şu noktalar da önemli:Bedensel, ruhsal, psikolojik, sosyolojik, spiritüel, metafizik, kuantum fiziği, matematik, nomi, loji, fizik, kimya, felsefe, doğa, canlılar, enerji…Duygu, düşünce, davranış, zihin…Kendini buluş, biliş, öz yolculuğunda meseleye “çok yönlü” bakmakla ancak ilerlersin. Ve dünyevi tarafın ile ruhani/enerji olduğumuz teorisini/bilgisini de dikkate alarak. Tüm bu bilgilerden faydalanarak, dengeyi bulmak mesele. Takılmadan, anlam yüklemeden, Tanrıcılık oynamadan, kalp aklını, mantığını kullanarak, sakin tatlı neşeli coşkulu bir oluş ile, akış ile, dans ile. Bu kısım için araştırmalarını, okumalarını, karşına çıkan rehberleri kalp aklı ile değerlendirerek, öğretilerini cebine koyman gerekiyor.

Meditasyon, zihnin ötesine geçmen için, bence, en, belki de tek önemli şey. Meditasyon ile bilinç altını görüp, zihnin ötesine geçip, anda, kaynak bağlantınla, zaten çözmen gereken bir şey olmadığının idraki! Vaaoovv dedirtiyor bana. Oturun, uzanın, sabah kalkmadan, gece uyumadan mesela. Öyle durun, kaynağa, birliğe, tekliğe bırakın kendinizi, bedeniniz zihinden çıksın, ötesine geçsin izin verin. Bilinç altını görün, size geçmişten bir şeyler getirebilir, görün ve bırakın, teşekkür edin, görmek bir başarı, bunu bilin ve bu görüşünüzü sevgiye, minnete, şükre, coşkuya çevirin. Her şeyin en güzeline layıksınız ve en güzelini hak ediyorsunuz bilin. @idris… teşekkür ederim bunu hatırlattığınız için. Şimdi bu kısım önemli: Şimdidesiniz, anda, alandasınız adına kuantum alan diyelim, bu alanda düşünceleriniz frekans üretiyor. Enerjiyiz. Enerjiniz ile, düşünceleriniz/niyetlerinizin enerjisi “bir”leştiğinde “ol”uyorlar. Bu “hal” aynı zamanda sizin frekansınızı da yükseltiyor. Bunu her gün tekrarladıkça ve frekansınız yükseldikçe deee; dünyevideki bedenin, hiç bir şey, hiç kimse olmadığımızın, mekan yer olmadığının, zamanın olmadığının hali, enerjisi akıyor. Bedeniniz zihin olmaktan çıkıyor, atışlarla, akışlarla ya da herkesin bunu yaşayışı farklı olabilir bilmiyorum, bir hal ile, bedenin, zihnin ötesine geçiyorsunuz. İşte bu meditasyon dostlarım. Bu an, bu seviye öyle ki, bilinç altının da, zihnin de ötesinde saf, öz bilinç seviyesi. Burada sonsuz ve sınırsız olasılıklar, sonsuz ve sınırsız bir potansiyel olduğu söylenir, bunun “hal”ine geçiyorsunuz, böyle bir şuur, idrak hali. Buna erişmenin niyetine geçiyorsunuz. Tam tarif edebildiğimi sanmıyorum. Nasip olsun hepimize. Dostlarım şu an, bugün bu idrake geçtim ve belli seviyede bunu yaşıyorum, sonsuz şükür. Şu an bunu bu kadarıyla anladım, son deneyimim bu diyeyim. Bu seviyede şunu fark ettim, konu, sorun, sıkıntı, travma, blokaj, korku, fobi vb diye anlamlandırdıklarımızın olmadıklarını, bunlara çalışmak yerine kendimizin, saf, öz bilincine, ışığına geçiş yapmamız gerektiği. Oldu mu, olmadı mı diye kasmadan, zihni bırakarak, akış ile, anda. Zihnin ötesine geçiş, otur, dur, bırak, an, meditasyon.

Şu an ki ve benim için bilgiler bunlar dostlarım.

Göçene kadar çekirgeyiz biliyorsunuz.

Anda ve akışta, bundan daha iyi nasıl olur? En iyisini, en güzelini hak ediyoruz. Seviyorum sizi.

Dilara Koç

Etiketler :
Paylaş :

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Dilara Bolay Koç

Çok değerli okuyucularım, Yayımlanan kitaplarımın yanında, yazılarımı güncel olarak sizinle paylaşacağım. Yaşama dair gözlemlerimi, neşemi, coşkumu, hüznümü, duygularımı ve düşüncelerimi sizinle paylaşma fikri beni halen çok heyecanlandırıyor. Aklımda, içimde kalmasın, sizinle paylaşayım, rahatlayayım istiyorum; buradan sohbet edelim istiyorum. Sevgiyle, huzurla, neşeyle, ışıkla…

Son Yazılar