Yazılarımda, öğrendiğimi düşündüğüm şeyleri yazıyorum. Yazarken de, o an yazdığımdan da yeni bir şey öğreniyorum.Bu bana çok iyi geliyor, size de iyi gelsin niyetiyle paylaşıyorum.
Bu bir hal. Ve bu halimin nedenini şu “şeylere” bağlıyorum:
-Sevgi, bilgi, ilham gözlerimi kapattığımda akıyor. Hocanın dediğine sonsuz katılıyorum: Gözlerini kapamazsan göremezsin
-Yola çıktım. İn çık, in çık, dersler, sınavlar…
Yola çıkmak, yoldan çıkmaktır diyor hoca. Ben de söylediğine katılarak ve ek olarak şöyle düşünüyorum: Yoldan çıkmadan, yola çıkamazsın.
-bilmiyorum diyorum. Bilmemek hem hafiflik, hem akılcı, hem doğruluk bence. Ve şu hakikati içeriyor; her an bir an önceki bildiğinin ötesini, farklısını vb öğreniyorsun. Bilimin de, ilimin de, insanın kesin, net, değişmez olarak bulduğu ne var ki? Evrenin her köşesini hangimiz tamamıyla görüyoruz? Kozmos ne? Görüyor muyuz, her yerini, her şeyini? Ölüm ne? Tam olarak, kesin, net, değişmez olarak bilim ölümü, ölünce bedenin hali, beden ne oldu da bu hale geldi, içinden ruh, nefes vb mi çıktı, çıktıysa nereye gitti? E o zaman neden varız? Var mıyız? beyinler error mı? Dolayısıyla ben cidden bilmiyorum, sen biliyor musun dostum cidden?☺️
-öğrenmeyi seviyorum. Öğretilerle ilerlemeyi seviyorum.
-yargı, anlam yüklemeler, eleştiriler, geçmiş, gelecek vb kendim ve dış ile ilgili bu konular içimde kapandı.
-kendimi seviyorum, en güzel şeylere layığım ve en güzel şeyleri hak ediyorum.
Bunları öğrendikçe, gözlerimi kapatıp size yazıyorum. Aynen, tam da böyle. Size yazarken öyle bir haldeyim, tam tarif edemiyorum.
Sizi seviyorum. En güzel şeyler aksın kalplerimize, akıllarımıza, bize, hayatlarımıza…
Dilara Koç
